DOLAR 8,75400.21%
EURO 10,3906-0.29%
ALTIN 495,59-0,30
BITCOIN 312493-6,08%
İstanbul
20°

HAFİF YAĞMUR

13:10

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Corona salgını ünlü Balıkçı Fevzi’yi de kapattı

Corona salgını ünlü Balıkçı Fevzi’yi de kapattı

ABONE OL
14 Aralık 2020 14:55
Corona salgını ünlü Balıkçı Fevzi’yi de kapattı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yıl 1993. İzmir Karşıyaka Oto Sanayii Sitesinde çeşitli otomobil yedek parça imalat ve satışı ile uğraşırken Datça’dan 20 bin Mark borcunu ödemeyen bir müşterisinin peşine düşmesi ile başlıyor “Balıkçı Fevzi’nin hikayesi. Parasını alamadığı gibi Datça’da zorunlu olarak kalınca ortaya kısa sürede bir yedek parçacıdan dünyaca ünlü bir gurme çıkıyor. Datça’da yetişen otlardan önce 20, devamında 30 ve derken 48 çeşide ulaşıyor.

FOTO: SÖZCÜ

Ten renginde ve her birinde 192 zehirli dokungaçlı deniz Şakayığını bile muhteşem bir mezeye çeviren kişi. Badem çağlası ile yaptığı balık dillere destan. Salyangoz yahnisi (Garaville) ve tabii diğer balık çeşitlerini artık kimsenin yeme şansı yok. Marmaris ve Bodrum civarına gelip de Fevzi’ye mutlaka uğrayan çok sayıda ünlü ve iş insanı var. Corona salgını Balıkçı Fevzi’yi de kapattı.

PARASINI ALAMADIĞI GİBİ ZOR GÜNLER YAŞADI

Datça’ya eşi ve 6 yaşındaki oğlu Arda ile hem borç tahsili ve hem de gezmek amacıyla 1993 yılında gelen Fevzi Çıkıkçı, bugün yarın derken bir türlü alacağını alamaz. Aradan bir ay geçer. İnat eder parayı almak için. Tatili uzatır. Devamını şöyle anlatıyor Balıkçı Fevzi:

“Aylar birbirini kovalamaya başladı. Parayı alamadığımız gibi cebimizdeki para da azaldı. Bir pansiyona geçtik. Alacaklı kaçıyor ben kovalıyorum. Yemek yapmayı seviyordum. Yemek masrafını azaltmak için başladım dağ tepe dolaşıp ot toplamaya. Oğlum Arda 6 yaşında. Okul zamanı geldi çattı. Zorunlu olarak Datça’da kalmaya karar verdik. Bir ev kiraladık. Arda’yı okula yazdırdık. İzmir’de ne var ne yok satıp, işyerini de devrederek yerleştik buraya.”

TEKNELERDE AŞÇILIK YAPMAYA BAŞLADI

Evi geçindirebilmek için teknelerde aşçılık yapmaya başlayan Fevzi Çıkıkçı 2 senede artık teknelerin aranan aşçısı olup çıkar. Namı yürür, tekne değil, Fevzi’nin çalıştığı tekne kiralanır sürekli. Tekne limana geldiğinde Fevzi dağlara vurur kendini. Eşek helvası, kuşotu, istifno, turpotu, yabani pancar, köremen, semizotu, sarmaşık, hardalotu, cohoz, ısırganotu, kuşayak, sarıot, gelincik, tilkiotu, hindiba, radika, zemperlik, papatya, kapari tomurcuğu, kapari yaprağı ve daha onlarcasını toplayıp çeşit çeşit meze yapar. Yaptığı balıklar artık dillere destandır. Bakar ki ünü Datça’yı aştı, her gelen seneye yeniden geliyor, küçük bir meyhane açmayı kararlaştırır. Pazar sokağında boş duran bir yer görür. Araştırıp yeri kiralamayı başarır. Ama cepte malzeme alacak para yoktur.

FOTO: SÖZCÜ

YEDİ EMİN EŞYALARI KULLANDI

Kiraladığı dükkan içinde önceki kiracıdan kalma yedi emin eşyaları kullanmak için alınması gereken yerlerden izinlerini alarak düzenleme yapar ama o kadar çok eksiği vardır ki ne yapacağını bilemez durumdayken bu kez de imdadına komşularının yetiştiğini belirten Fevzi Çıkıkçı, “Kimin evinde ne fazlaysa getirdiler. Çatal, bıçak, kaşık, tencere, tava ve hatta sandalye bile getiren oldu. Masa örtülerini pazarcı dostlar hediye etti. Balıkçı arkadaşlar ağ getirip tavana astılar. Kurutulmuş balık, yengeç ve daha ne kadar deniz mahsulü verse ağ üzerine atıp dekor yaptılar. Karı koca başladık çalışmaya. Kısa sürede müşteri sayımız arttı” dedi.

CAN YÜCEL AYRILMAZ OLDU

Datça’ya yerleşen ünlü şair Can Yücel, eşi ile birlikte artık Balıkçı Fevzi’den çıkmaz olurlar. Böyle olunca da Can Yücel’i duyan koşar Fevzi’ye. Derken sanatçılar, iş insanları için de vazgeçilmez bir mekan olup çıkar. Artık mekanın yetmez hale geldiğini söyleyen Balıkçı Fevzi, şunları söyledi:

“Sanatçı ve ünlüler gelmeye başlayınca doğal olarak medya da geldi. Çok haberlerimiz çıkmaya başladı. Yer ayırtmadan gelenler geri dönmek zorunda kaldı. Soğuk havada dışarıya masa koyduranlar bile oluyordu. Çok keyif almaya başlamıştık. Datça’da bulamadığım otların bir kısmını İzmir’den getirtmeye başladım. Sonra kendim bunları birbirine karıştırarak mezeler yaptım. Çok araştırıp özellikle Yunan kültüründe olan mezeleri yapmaya başladım. Cumartesi buranın pazarı ve pazara Sömbeki Adası’ndan Yunanlı komşularımız alış verişe gelir. Cumartesileri müşterilerim sadece Yunanlı olmaya başladı. Çinlisi, İngilizi, Japon, Avrupa ve Amerikalı ile Asyalısı. Herkesin uğrak yeri, gezginlerin buluşma noktası oldu neredeyse.”

SADECE DATÇA’DA YETİŞEN 26 OTTAN MEZE YAPTIK

Restoranda duvar yazıları da alır başını gider. Ünlülerin fotoğrafları, çeşitli dillerde yeri anlatan güzel sözler. Ailece işlerine dört elle sarıldıklarını söyleyen Fevzi sözlerini şöyle sürdürdü:

“İşe başladığımızda deniz börülcesi ve enginar Datça’da yetişmiyordu. Bilen de olmadığından İzmir’den getirtiyorduk. Bu bölgede ot mezelerini sadece evlerde kavurarak veya salatasını yaparak yiyorlardı. Biz bu otların değişik mezelerini yaptık. Örneğin kapari Datça’da yetişiyor ama filizi bilinmiyor. Osmanlı saray mutfağından bulduğumuz bir tarif ile bu filizin salatasını yaptık ve Datça’dan sonra Türkiye’ye kapariyi tanıttık. Ahtapotlu, sübyeli enginar ile birlikte bebek enginar salatası, enginarlı kaya levreği, çiğ enginar salatası, enginar tatlısı ve enginar likörünü ilk biz yaptık. Eşek helvası, kuşotu, yabani pancar, deniz börülcesi, köremen, sarmaşık, istifno, turpotu, hardalotu, cohoz, ısırganotu, kuşayak, sarıot, gelincik, tilkiotu, hindiba, radıka, zemperlik tanıttığımız mezeler arasında. İlk etapta Datça’da yetişen otlardan oluşan 26 çeşit ot meze yaptık. Son zamanlarda meze sayımız 80’i geçmişti. Tabii ki bunları aynı anda yapmak mümkün değildi ve bazı mezeleri özel günlerinde yaptık. Sonra daha büyük ve denize yakın bir yere taşındık.”

DENİZ ŞAKAYIĞINI TÜRKİYE’DE İLK YAPAN KİŞİ OLDU

FOTO: SÖZCÜ

Deniz şakayığı veya anemon denilen deniz canlısını Avrupa’da iki tane Michelin yıldızlı (kategorisinde çok iyi bir restoran) restoran dışında Türkiye’de de ilk kendilerinin tanıttığını belirten Fevzi Çıkıkçı “Tatlı su ile deniz suyunun birleştiği yerlerde kayalara yapışmış olarak yaşıyor. Yöre halkı deniz akrebi olarak biliyor. Tutmasını ve yakalamasını bilmezseniz elinizi yakabilir. Deniz suyu içinde canlı olarak muhafaza ediyoruz. Tadı midyeyi andırıyor ama özelliği her yerde olmayışı ve az sayıda insanın bilmesi. Deniz antibiyotiği olarak da söylenebilir. Kendi müşterisi oluştu ve özel olarak bunu yemek için bir gün önceden haber veriyorlar, gidip canlı yakalayıp geliyoruz” dedi.

DENİZDE OLAN HER ŞEY VARDI

Balıkçı Fevzi’de lagos, akya, turna, kılıç, trakonya, baracuda, lambuka (yöresel ismiyle lamburta), sokkan, iskorpit, balık kokoreç, ahtapot ve yılan balığı ile damaklar şenlenirdi. Köpekbalığı yüzgecinden yapılan çorba herkese adeta şapka çıkartırdı. Mezelerle herkesi şaşırtan Fevzi Çıkıkçı da artık kenara çekilmek zorunda kaldı. Son söz olarak Fevzi’yi dostları nasıl tanırdı ondan da bahsetmek gerekirse Can Yücel’in ressam eşi rahmetli Güler Yücel’in sözlerine yer vermek gerekir. Şöyle anlatırdı Fevzi’yi:

“Vefakardır, gözü tutmadığı kişiye kabalık yapmadan, bahaneler uydurarak nazikçe içeri almaz. İşini yapan, işine karışılmasını sevmeyen, karışanlara aksilik yapan, ilkelerinden ödün vermeyen, ilişki kurmakta zor görünse de samimiyetinden yenmeyen, kendine tarz bir insan.”

En az 10 karakter gerekli

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.